28 Mayıs 2009 Perşembe

Gerets'e Rağmen


Egolarını yenemeyen kulüp başkanlarından sıkılıp kafasını mı dinlemek istiyor bilmiyorum ama Eric Gerets’in bu sefer sigortaları atmışa benziyor. Geldiğinde küme düşmemek için çabalayan Marsilya’yı alıp şampiyonlar ligine sokan, bu sene de Lyon’un hükümdarlığını sona erdirmeye çok yaklaşan, bu süreçte de takımını UEFA kupası’nda çeyrek finale çıkaran Belçikalı hoca Al Hilal ile astronomik bir ücret karşılığı anlaştı. Marsilya Başkanı Pape Diouf’un bir türlü yeni sözleşme teklif etmeyip sezon sonunu beklemesi üç farklı ligde de şampiyonluk yaşamış Gerets açısından bardağı taşıran son damla oldu.


Ben ise olaylara Gerets cephesinden bakmak istiyorum. Türkiye macerasına başlarken beraberinde herzamanki söylemleride getirdi. Gerets’in takımları lige süper bir başlangıç yapar ve sonra düşüşe geçer. Wolfsburg örneği bunu doğrulamakta olup sıkılmadan insanlar defalarca bu kalıplaşmış cümleleri sarf etti. Nedense Galatasaray’da çalıştığı ilk sene bu düşüş bir türlü gelmedi. Hatta hikayenin sonu mutlu bitti. Galatasaray o sene uzun seneler unutlmayacak bir şampiyonluğuna imza attı.


Her geçen maç biraz daha ısınıyordum Gerets’e. Yedek kulübesindeki duruşu, gollerden sonraki çocukca sevinçleri, sarı-kırmızı ürünlerle kameraların karşısına geçmesi, kadıköy deplasmanında sağda Uğur solda Ferhat ile başlaması ve yine aynı sahada kafasına gelen cisim sonrası verdiği profesyonelce tepkiyle, her zaman hucümu düşünmesiyle aradığımız hocayı bulduğumuza inanmaya başlamıştım. Bu dönemde Avrupa'da ise Ali Sami Yen’de Tromsö faciası yaşanılmıştı. O zamanki durum içinde ben bunun yüz maçta bir yaşanacak hayalkırıklığı olduğuna inanıyordum.


Eric Gerets “ I think he is a sharpshooter”

Ve bence en önemlisi o dönemde Gerets’in Galatasaray’a kazandırdığı, altyapıdan çıkan genç yeteneklerdir.Bunların başında da Arda Turan gelmektedir. Onun döneminde üst düzey maç tecrübesi kazanması için başka takımlara kiralanan Arda Turan ve Uğur Uçar şuan takımın geleceğini oluşturmakta. (Uğur’un yaşadığı şansız sakatlığı hesap etmenin imkansız olduğunu varsaymaktayım.) Aynı şekilde ilk kez Mehmet Topal ve Aydın Yılmaz onun döneminde oynama şansı buldular. Kiralık geçirdiği sezonun ardından gösterdiği performans ile Arda Turan Galatasaray taraftalarının yaşadığı Ribery travmasını biraz olsun azalttı.


Şampiyon yaptığı takımla ikinci sezonuna girerken herşey toz pempeydi. Zaten eldeki kadro başarılı olmuştu ve birkaç takviye ile yeni sezona girilebilirdi. Hatalar zinciride burda başladı. Geçen seneki takımdan Saidou ayrılmış yerine belki de ismi listede bile olmayan Inamoto alınmış, o dönemde gözden düşmüş iki milli oyuncu Okan Buruk ve Tolga Seyhan transfer edilmişti. Beklenen transferler bunlar değildi ve nedense bir türlü gerçekleşmemişti bu transferler.


Ligin ilk yarısı bittiğinde ise Galatasaray 30 puan ile o sene şampiyon olan Fenerbahçe’nin 7 puan gerisindeydi. 2005-2006 sezonunda yapılan kongrede GS başkanı Özhan Canaydın yine kadrosuna kilit bir ismi katıp seçimi kazanmıştı. Yönetime yeni katılan isim aslında camiaya hiçte yabancı olmayan biriydi ve yaptığı ilk açıklamada Adnan Polat devre arasında Eric Gerets ile yolların ayrılacağını söylemişti. (Aynı hataya bu sene Marsilya başkanı da düştü kanımca) Gerets’i gönderemeyen Adnan Polat mecburen sene sonuna kadar mevcut hocayla devam etmiştir yola. Sezon sonunda da ortaya çıkan tablo hiçte iç açıcı değildir. Liderin 14 puan gerisinde lig üçüncülüğü. Aynı sene yönetimin aldığı “Olimpiyat Stadında 3 maçta 200 bin seyirci” kararı ile şampiyonlar ligi maçları Atatürk Olimpiyat Stad’ında oynanmış. Son maçta gruptan çıkmayı önceden garantileyen Liverpool takımını (yedek ağırlıklı) yenerek Galatasaray grubu 4 puanla tamamlamıştır. Gruptan çıkmanın getireceği prestij ve elde edilcek maddi destek hesaba katılmadan böyle bir karar alınmıştır. Böyle bir ortamda takımdan sportif başarı beklemek bence haksızlık olur. Zaten sezon sonunda da ortaya çıkan tablo sonucunda takımdan ayrılmak zorunda kaldı Gerets...


Böylece Lucescu’dan sonra Galatasaray ayağına gelen ikinci fırsatı da değerini bilemeden elinden kaçırmış oldu. Sarı kırmızılı kulübün üçüncü kez aynı hatayı yapmasının telafi edilemez olduğunu düşündüğümden bu seneki hoca tercihi çok ama çok iyi yapılmalıdır. Her zaman benim için bir hayal olarak kalıcak ama, bu seneki takımın başında sahaya bir maçlıkta olsa Gerets’in çıkmasını çok isterdim. Bize bu takımla neler yapabileceğini göstermiş olurdu.


Tek derdi köpekleri, puro ve şarap olan Belçikalı her seferinde dürüst davranmayan kulüp başkanlarına kızıp artık kapıyı çarpıp gidiyor. Geriye Galatasaray’dan ayrılırken yaptığı basın toplantısında her zamanki karizmatik duruşunun aksine ağlamaklı sesi, Hakan Ünsal’dan özür dilemesi ve Marsilya’ya imza atarken giydiği GS yazan gömlek ile kalacak aklımda Pink Floyd'dan wish you were here eşliğinde...

3 yorum:

Unknown dedi ki...

" Eric Gerets "I think he is a sharpshooter" ". Saygıyla selamlıyoruz kendisini.

tranella dedi ki...

adam gibi adamdı,ilk sene yaşattıklarını bir daha yaşarmıyız bilmem ama ikinci sene tam bir faciaydı...fenerbahçe deplasmanına uğur ve ferhat ile çıkması demişsin ama o maçın nolduğu ferhatın kaçıncı dakkadan oyundan çıktığınıda unutmamak lazım ama saşa iliçi de unutmamak lazım çok sevmiştik...keşke avrupada devam etseydi göz önünde olurdu ama ordada başarılı olacağına inanıyorum

Adsız dedi ki...

2005-2006 yılında Galatasaray'ın Türkiye ligindeki kendi puan rekorunu kırdığını unutmayalım. Psv Eindhoven ı da 1999 2001 yılları arası 2 kere arka arkaya şampiyon yapan da kendisi idi. Kendi ülkesinde de Lierse ve Club Brugge ile şampiyonluğa ulaştı. Altı sıralardan aldığı Marsilya yı 3.lüğe taşımasına başarısızlık diyebilir miyiz? Bence hayır. Gerets in tüm Galatasaray taraftarlarında yerinin ayrı olduğunu düşünüyorum. Keşke... - Levent

 
Site Meter