15 Haziran 2009 Pazartesi

2 Adnan Arasında 1 Hollandalı


Galatasaray yönetimi geçen sezon başında hedeflediği hiç bir başarıyı yakalayamayan bir camianın içinde bulunduğu olumsuz atmosferi nasıl tek bir hareketle dağıtıp yeni bir sayfa açılabileceğini gösterdi. Peki yapılan onca hatayı tek bir doğru unutturabilir miydi? Ya da her zaman ki gibi önce bişilerden canınızın yanması mı lazım doğruyu bulabilmek için. Frank Rijkaard transferi taraflı tarafsız futbolseverlere göre doğru bir transfer olarak değerlendiriliyor, bana göre de öyle ama belirtmek isterim ki bu transfer bir sene gecikmiş bir hamledir. Hatta kağıt üstünde belki bir senelik gecikme gibi dursada, Galatasaray takımı ve camiası için kanımca 2-3 yıllık bir gerileme sürecine sebep olmuştur. Geçen seneki yönetim hataları, yapılan onca transferin çöpe gitmesini, şampiyonlar ligi dışında kalınmasını, taraftarın küstürülmesini, maddi kayıpların hat safalara çıkmasına neden olan bir yıl geçirilmesine sebep oldu. Kewell ve Baros’un gösterdikleri performanslar dışında hiçbir şey taraftarları tatmin etmedi.


Geçen sezon Skibbe ve Bülent Korkmaz maceralarına atılmayıp, doğru bir tercih ile bu takımın neler yapabileceğini görmek isterdim. Herşeyin daha farklı olacağından eminim. Şampiyonlar Ligi’ne katılmak ya da UEFA kupasında daha yukarılara çıkmak, ligde alınacak şampiyonluk, De Sanctis ve Meira’nın gösterecekleri performanslar (istikrarlı bir defans hattıyla) ve bu sene stoper ve kaleci arayışına girmemek, Lincoln’dan en üst düzeyde verim alabilmek sadece aklıma gelen farklı olmasını beklediğim şeyler. Bunlar şuan varsayım olduğundan uzun uzun konuşmamızın bir anlam ifade etmiyor.

Galatasaray’ın nasıl bir hocaya ihtiyacı olduğunu anlatmak da şuan yersiz gibi. Çünkü yönetim öyle bir isimle anlaştık ki bize sadece bekleyip neler olacağını görmek kaldı. Galatasaray ve Rijkaard isimlerini yan yana getirdiğimiz zaman parçaların aslında bir biriyle çok uyumlu olduğunu görüyoruz. Kağıda artıları ve eksileri yazdığımızda ortaya çıkan tablo umut verici.


Avrupa’da başarılarından hala daha söz edilen ama kendisinin uzun zamandan beri ortalarda görünmediği Galatasaray ismi ve 5 senelik Barcelona macerasından sonra ilk kez sahneye çıkacak olan Rijkaard birlikteliğinden beklenen kendilerini tekrar herkese göstermek olacaktır. Johan Cruff’un başlattığı, Guardiola’nın mükemmelleştirdiği sistemin gelişme evresindeki kilit adam olan Frank Rijkaard’dan kısa süre içinde Türkiye’nin Barcelona’sını yaratmasını beklemek haksızlık olur. Yapılması gereken Rijkaard ve ekibine huzurlu bir çalışma ortamı sağlayıp beklemek olmalıdır. Bu güzel başlangıç ile umarım yönetimin sergilediği çok başlı canavar tutumu da artık son bulur. Resmi sözleşme süresi olan 2 yılı da, beklentileri göz önüne alarak yeterli bulmuyorum. Galatasaray yönetiminin takım ve başarı istikrarını yakalamış ve yıldızlarını kendi bünyesinden yetiştiren bir takım olabilmek için Hollandalı hoca ile daha uzun süreli çalışmalı. Benim Rijkaard’dan kişisel beklentim ise saha içi başarıların yanında sahip olduğu potansiyelini bir türlü gösterememiş Aydın, Semih, Alparsalan, Serkan, Ferdi gibi genç oyuncuların oyununu bir üst seviyeye taşıyıp onlardan verim alabilmesidir. Tabi ki de Arda Turan’ın da oyununu geliştirip komple bir yıldız haline gelmesi de takım için çok önemlidir. Galatasaray, Lucescu ve Gerets’ten sonra bu fırsatı da kaçırırsa, camia çok yakında Lale Devri’ne girebilir.


Sarı kırmızlı takım ise, eldeki değeri gün geçtikçe artan boğaz gören bir evi andırıyor. Doğru değerlendirilmesi sonucunda çok güzel şeylerin olması muhtemel bir değer. Dışarıdan gözüken manzara bu. Galatasaray yönetimi, geçen seneden başlayarak sergilediği transfer politikası ile eldeki gelecek vaadeden kadronun kalitesini yaptığı yabancı transferleri ile artmıştır. Şuan da dairenin içinde eğlenceye yönelik herşey mevcut. LCD ekran televizyon, ev sineması ve ses sistemi. Bu tabloyu sahaya yansıttığımız zaman gördüğümüz gol kralı Baros, Kewell, Arda, Lincoln ve Nonda’ya sahip bir hücum hattı. Buraya yapılması gereken Rijkaard’ın kafasındaki oyun sistemine uygun bir hücum oyuncusu takviyesi olabilir. Görüldüğü gibi hücum hattında yapılcak çok fazla tadilat yok gibi. Olası bir Lincoln operasyonunda ise daha profesyonel ve takım ruhuna sadık bir oyuncu transferi yapılabilir. Bakalım Rijkaard Lincoln ile ilgili nasıl bir politika izleyecek.


Galatasaray’ın yapması gereken ilk ve en önemli iş evin güvenliğini sağlamaktır. Bunun için sadece çelik kapı yeterli midir bilmiyorum. Kaleci sorunu hala kafaları kurcalayan bir soru işareti olarak durmakta. Bu konuda yanlış bir tercih bir çuval incirin berbat olmasına sebep olabilir, bu yüzden çok ama çok dikkatli olunmalıdır. Sebastian Perez’den bu yana süregelen ve bıkkınlık veren sağ bek sorunu ise kangrene dönüşmek üzere. Buraya yapılan yamalarla artık bu olayın çözülemeyeceği anlaşıldı. Herkesi bu dertten kurtaracak hücumcu bek transferi yapılmak zorunda. Deplasmandaki Hamburg maçında yaşananların dışında hiçbir şekilde Kewell’in alternatif olmayacağı stoper bölgesinde, Servet’in yanına bir transfer şart gibi. Sözleşmesi uzatılan 35 yaşındaki Emre Aşık, anlaşılamayan bir şekilde maçların sadece ilk 15 dakikasında oynayıp sonra da sakatlanan Emre Güngör ve Semih Kaya’ya güvenerek yola çıkılamayacağı açık. Bu isimler anca kadroyu geniş tutmak ve rotasyon içinde yer bulabilmek için idealler.

Tüm parçaları birleştirdiğimiz zaman ve olumsuzluklara rağmen Galatasaray için gelecek umut vermekte ve taraftarları heyecanlandırmakta. Burada en büyük görev yönetime düşmekte, şimdiye kadar gösteremediği sabrı ve desteği bu sefer şartlar ne olursa olsun ortaya koymalıdır. Bu tutum eminim ki güneşin önündeki kara bulutları dağıtmak için güzel bir başlangıç olacaktır. Bakalım bu sefer doğru hamlelerle beraber taraftarların özlediği Galatasaray geri gelecek mi...

5 yorum:

tranella dedi ki...

Galatasaray kadrosu zaten şu anki haliyle bile diğer takımların önünde bu takıma yapılıcak bi 2 defans ve 1 forvet takviyesiyle harika bi takım olur sanırım kaleci olarak leo franco izlenicek gibi önümüzdeki yıl doğruysa haberler...geçen sene zormuydu o takıma büyük bi hoca getirmek yanı başımızdaki finale uzanabilimek adına neyse önümüzdeki sezon geçen seneki bazı otorite boşluğundan kaynaklanan karmaşanın bu sene olabileceğine ihtimal vermiyorum ama gençlere önem verio diede bu bazı genç isimlerin pek sıyrılacağınıda sanmıyorum yıllardır hangi hoca gelse oo gençlere önem verio cafercan,özgürcan.... kendini gösterir yorumlarının hiçbirinin olmadığını gördük ama genel olarak doğru hoca tercihi olduğunu düşünüyorum...gerekli takviyelerde yapılırsa rakiplerinin çok önünde bir galatasaray izleyebiliriz bu sene

hadizlow dedi ki...

Bu yönetim anlayışı tamamen günü kurtarmaya yönelik hareket ediyor. Umarım Rijkaard transferinin de amacı bu değildir. "Pahalı transferler yapıyoruz en iyi hocaları getirmeye çalışıyoruz, biz daha ne yapalım" anlayışı içindeler. Rijkaarda Sikibbe'ye, Lucescu'ya, Gerets'e, Hagi'ye hatta Bülent korkmaz'a gösterilmeyen sabır gösterilirse çok başarılı olacağına inanıyorum.

Levent Karli dedi ki...

Mükemmel yazı, altına imza atıyorum.

Unknown dedi ki...

Galatasaray da bu yönetim devam ettiği sürece Beşiktaş a bedava şampiyonluklar armağan edilmeye devam edilir. Yazık.

Hagi10 dedi ki...

Öncelikle çok güzel bir yazı olmuş.
Şu anda Servet'in Rijkaard'ın karşı çıkmasına rağmen satıldığını düşünürsek, savunmamızda Hakan Balta dışında mevkisinin tam dolduran oyuncu kalmadı. (Emre Güngör var ama o da dediğin gibi 15-20 dakika sonra çıkıyor oyundan:)) Umarım yönetim planlarını yapıp satmıştır Servet'i. Ben birde eğer kalırsa Sabri'den bir çıkış bekliyorum Rijkaard'ın gelmesiyle:)

 
Site Meter